0532 236 87 74
0507 790 81 62

PARKTAKİ AĞAÇ

PARKTAKİ AĞAÇ

Şehrin en eski ama en güzel çocuk parklarından birinde yaşıyordu. Park yapılmaya başlanır başlanmaz çevresi de düzenlenmiş, o ve diğer ağaç arkadaşları tıpkı rengârenk çiçekler gibi toprağa dikilmişti. O günden bugüne koca bir ağaç olmuş, aylar, mevsimler ve yıllar birbirini kovalarken çok şey görmüş ve yaşamıştı.

Bir zamanlar bu parkta oynayan çocukların kimisi anne baba olmuş, şimdi kendi çocuklarını bu parka getiriyorlardı. Yalnızca onlar mı? Bu semtin ve civarın sakinlerinden her yaşta insan parka gelir, güzel çiçeklerin, yeşil ağaçların, kuş cıvıltısı eşliğinde serinliğin tadını çıkarırlardı. Şehirlerdeki parklar oynamak isteyen çocukların, biraz nefeslenmek, biraz dinlenmek isteyen büyüklerin yerleriydi. Çocuklar oyuncaklarda oynarken, kocaman gövdesinden çıkan dallarının o yeşil serinliğine konmuş banklarda sohbet eden büyükleri dinlemeye doyamaz, hep birileri gelsin otursun diye beklerdi.

Buradaki insanları seviyordu; kibar ve saygılıydılar. Hem parka gelenlerden, hem de parkın yanındaki yola taşan dallarından biliyordu bunu. Mesela küçük büyük herkes birbiriyle selamlaşır, eğer tanışıyorlarsa mutlaka birbirlerinin hatırını sorarlardı. Küçükler büyüklere yol verir, yardıma ihtiyacı olan birini gördüler mi hep birlikte yanına koşarlardı. Hepsi iyi günü de, kötü günü de paylaşır, kimse kimseden desteğini esirgemezdi.

Şanslı bir ağaç olduğunun farkındaydı. Ama bu şans sadece kendisine ait değildi. Burada yaşayan tüm ağaçlar, çiçekler hatta kedi, köpek ve kuşlar da çok şanslıydı. İnsanlar hepsine özen gösteriyor, bakıyor, besliyor ve asla zarar vermiyordu.

Hayatın bu güzel akışında günler bir bir geçerken, mevsim döngüleri de yaşanıyordu elbette. Bahar gelince filizlenen yaprakları yazın iyice yeşilleniyor, dallarının gölgesinde konuklarını ağırlıyordu. Şimdi ise yaz bitiyordu. Sararıp solan yapraklarını sevgiyle uğurlama vaktiydi. Dökülen yapraklar toprağa karışacak, içlerinde sakladıkları besinlerle köklerini besleyerek bahar da dallarının yeniden filizlenmesini, yeni yapraklar açmasını sağlayacaklardı. Bir yandan dökülen yapraklarıyla vedalaşırken, bir yandan da heyecanla kışa hazırlanıyordu. Evet, insanlar kışın parka pek gelmiyordu ama onların okula, işe giderken yaşadıkları koşuşturmayı ya da akşam evlerine dönerkenki telaşlarını izlemek hoşuna gidiyordu. Ayrıca sokaktaki kedi ve köpeklerle sohbet ediyor, yaprakları olmasa da dallarında kuşları misafir ediyordu. Kuşların bu misafirliklerinden çok hoşnuttu çünkü onların uçarken gördüklerini gelip anlatmasıyla çok ama çok şey öğrenmişti. Ve sürekli bir şeyler öğrenmekten de mutluluk duyuyordu.

Mutluluk deyince, şunu da söylemesi gerekirdi ki; zaman zaman mutluluğuna gölge düşen günler de yaşamıştı. Hem o, hem de parktaki diğer çiçek ve ağaç arkadaşları epey üzülmüşler, hatta çok korkmuşlardı. Önceleri inanmak istemediği, parkın buradan kaldırılıp başka bir yere taşınacağı söylentisi gerçek olmuş; bir sabah görevlilerin çiçekleri söküp, ağaçları kesmeye gelmesiyle tatsız saatler yaşanmıştı. Buna karşı çıkan semt sakinleri ortalığı ayağa kaldırmıştı. Ama sonunda edilen itirazlar, yapılan görüşmeler sonucunda sağduyu galip gelmiş, bu güzel park olduğu yerde kalmıştı.
Neyse ki hepsi geçip gitmişti.

O günlerden içinde sakladığı tek şey ona ve arkadaşlarına sahip çıkan insanlara duyduğu minnetiydi. Bunca yılın öğrettiği en önemli şey ise sevmenin emek vermek olduğuydu. Sevmek koruyup kollamak, besleyip doyurmaktı. Sahip çıkmaktı. Ve bu semtin insanları bunu çok güzel yapıyordu.

Sonbaharın biraz esintili havasında, evlerin ve parkın ışıkları yanmış, akşamın lacivert rengi gökyüzünü boyamıştı. Kuşlar çoktan geceyi geçirecekleri yerlere çekilmişlerdi. Ağaç sessiz sakin etrafı izlerken, parktaki besleme noktasında karınlarını doyurup, sularını içen bir kedi ve köpek gelip hemen altındaki banka çıktılar. Tam da o anda dallarından kopan iki kocaman yaprak, kedi ve köpeğin başına düştü. Yapraklar kuruyunca kıvrılan kenarlarıyla başlarında birer şapka gibi duruyorlardı. Görüntü çok komikti. Hepsi birbirine bakıp kahkahalarla gülmeye başladılar. Bu kahkahalar uzun saatler hep birlikte yapılacak koyu bir sohbetin ve ardından güzel bir sabaha uyanmak üzere dalınacak deliksiz bir uykunun habercisiydi. Ancak biraz sessiz olmalıydılar, çünkü sevgili dostları kuşlar çoktan uyumuştu.